Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Affedici Liderlik Anlayışı: Merhamet ve Af, Hem Bireysel Hem Kurumsal Kurtuluşun Anahtarı

ufuknoktasi
5 dk. Okuma

Affetmek, ilk bakışta bencil bir eylem gibi görünebilir; çünkü tüm faydası affeden kişiye döner. Kin, hınç ve intikam zehrinden kurtulmak, gönlü ferahlatmak ve özgürleşmek… Ancak bu, aynı zamanda en derin merhamet ve liderlik erdemidir. Bir liderlik özelliği olarak affetme, kurumlarda hasarlı ilişkileri onarır, çalışma hayatını iyileştirir ve toplumda pozitif bir kültürün temelini atar.

Emine Şener ve F. Ferhat Çetinkaya’nın “Bir Liderlik Özelliği Olarak Affetme ve Örgütsel Düzeyde Etkileri Üzerine Bir İnceleme” başlıklı makalesi bu konuyu çarpıcı biçimde ele alıyor. Liderlik, “kurumun amaçlarını gerçekleştirme çabası içinde astların gönüllü katılımlarını sağlamayı amaçlayan sosyal bir etki süreci” olarak tanımlanıyor. Bu süreçte liderin en önemli vasfı merhametli ve affedici olmaktır. Lider, utanç ve suçluluk hissi yaşatmak yerine kusurları kabul eder, kişisel özgürlükleri teşvik eder ve ilişkileri özveriden samimi bağlara taşır. İş yerinde bilinçli ya da bilinçsiz zararların kaçınılmaz olduğu bir ortamda, kırık ilişkilerin onarılması iş başarısını doğrudan etkiler. Affetme, zayıflatıcı düşünceleri aşmanın ve duygusal yaraları sarmmanın en etkili yoludur.

Makale, affetme literatürünün psikolojide ve pozitif psikolojide yükseldiğini, ancak kurumsal yönetimde ve özellikle Müslüman toplumlarda yeterince ele alınmadığını vurguluyor. Kur’ân-ı Kerim’de “Afüv” 35 kez, “Gafur” 234 kez geçerken, yönetim literatüründe bu kavramın ihmal edilmesi dikkat çekicidir. İslam’da “mukabele-i bi’l-misil” bir ölçü olsa da, Nahl Suresi 126. ayet sabır ve affetmenin daha hayırlı olduğunu bildirir: “Şayet sabredecek olursanız, bu, sabredenler için işin en hayırlısıdır.”

Bu noktada Fethullah Gülen Hocaefendi’nin öğretileri, makaleyle tam bir uyum içindedir. Gülen, affetmeyi yıllar boyunca İslam’ın merhamet ruhu olarak işlemiş ve zor dönemlerde takipçilerine ısrarla “affetmeye hazır olun” demiştir.

2005 tarihli “Affet ki Affedilesin!..” yazısında şöyle der:
“Afv; hata, kusur, kabahat ve günahı bağışlamak, suç işleyeni kınamamak ve ondan dolayı cezalandırmamak demektir… İman nuruyla aydınlanamamış bir talihsizin gönlünü ise, kin, nefret ve düşmanlık duyguları istila eder.”

Kur’ân’dan örnekler vererek vurgular: “Onlar ki… kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134) ve “Affedip müsamaha göstersinler. Siz de, Allah’ın sizi affedip müsamaha göstermesini arzu etmez misiniz?” (Nûr, 24/22). Affetmeyi ilahî ahlakın gereği, enaniyeti terk etmek ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) affedici tavrını örnek almak olarak tanımlar.

2015’teki “Affetmeye Hazır Olun!” Tenbihi’nde ise toplumsal kamplaşma sürecine dikkat çeker:
“Toplum çok kamplaştırıldı… Eğer bir taraf affa yanaşmazsa ve tokada tokatla, çirkin lafa çirkin lafla mukabelede bulunursa, toplumda kâbil-i iltiyam olmayan yaralanmalara, parçalanmalara sebebiyet verilmiş olur. Arkadan gelen nesillere de kin ve nefret miras bırakılmış olur.”
Olumsuzluğu yalnızlaştırmayı, örnek bir tavır sergilemeyi ve kin mirası bırakmamayı öğütler.

15 Temmuz ve sonrasındaki zulüm döneminde de aynı çizgiyi korumuştur. Zulme maruz kalanlara dua ederken, takipçilerini “zalimleşmemeye”, kin ve intikam yerine sabır, af ve merhamete davet etmiştir. “Acırsan acınacak duruma düşersin” gibi hoyratça sözleri vicdansızlık olarak niteler ve “Merhamet etmeyene acınmaz” hadisini hatırlatır.

Gülen’in yaklaşımı, makaledeki “iç derinlik” haline getirme fikriyle örtüşür. Affetme, tabiatın bir parçası olmalı; riya, kibir veya gösterişten uzak, doğal bir erdem olmalıdır. Böylece negatif duygular (öç, hınç, nefret) pozitife dönüşür; aileden kuruma, toplumdan nesillere sağlıklı bir miras bırakılır.

Günümüz Türkiye’sinde ve Müslüman toplumlarda bu merhametli liderlik yaklaşımına her zamankinden fazla ihtiyaç var. İş dünyasında, siyasette ve sosyal hayatta affetmeyi stratejik bir güç olarak gören, hesap verebilirlikle birleştiren liderler, güveni artırır, yenilikçiliği teşvik eder ve bağlılığı yükseltir. Affetmek zayıflık değil, güçlü iradenin ve olgunluğun işaretidir.

Sonuç olarak, affetmek hem Kur’ânî bir buyruk hem de modern kurumsal yönetimin gereğidir. Gülen Hocaefendi’nin ifadesiyle “Affet ki affedilesin!” düsturu, makalenin bilimsel tespitleriyle birleşince ortaya çıkan tablo nettir: Merhametli ve affedici olmak, bireysel huzurun yanı sıra kurumsal başarı ve toplumsal barışın anahtarıdır. Negatif duyguları körüklemek yerine, bu erdemleri içselleştiren liderler ve bireyler, yarınlara daha aydınlık bir miras bırakacaktır.

(Kaynaklar:
• Şener, E. & Çetinkaya, F.F. (2015). “Bir Liderlik Özelliği Olarak Affetme ve Örgütsel Düzeyde Etkileri Üzerine Bir İnceleme”, http://isarder.org/
• Gülen, F. “Affet ki Affedilesin!..”, Herkül.org / fgulen.com, 27 Haziran 2005.
• Gülen, F. “Affetmeye Hazır Olun!” Tenbihi, Herkül Nağme, 19 Mayıs 2015.)

Ali Cöre
TAGGED:
Paylaş
Yorum yapılmamış