Dünyanın dört bir yanında, milliyetçilik ve ırkçılık rüzgârları iktidara taşınıyor. Sağ popülist partiler, ekonomik belirsizliklere ve kültürel kaygılara yaslanarak yükselirken, göçmenlere ve mültecilere karşı halk arasında ayrımcılık (discrimination) teşvik ediliyor. Bu ayrımcılık, sadece siyasi retorikle sınırlı kalmıyor; toplumsal dokuyu zehirleyerek, “öteki”yi hedef alan bir nefret iklimi oluşturuyor.
Hizmet Hareketi işte tam da bu zamanda dünyanın her yerinde “sulh adacıkları” kurarak, kalplerde barışı, sevgiyi ve hoşgörüyü mayalamayı kendine misyon edinmiş durumda. İçinden geçtiğimiz süreçte, Hizmet’in temel kaide ve düsturlarından olan ihtiyat ve tedbir prensiplerinin ne kadar hayati olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Zaman değişse, anlayışlar farklılaşsa, imkânlar genişlese de bu düsturlar değişmeyecektir. Zira onları ihmal etmek, “haset tsunamileri, diaspora fırtınaları ve ilahî inayetin kesilmesi” gibi büyük bedellere neden olacaktır. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Ölçü veya Yoldaki Işıklar eserindeki tavsiyeleri bu hakikati özetler: “Bir insanın umduklarını elde etmesinde tedbir ve ihtiyat büyük bir sermayedir. Bu hususta gösterilecek küçük bir gevşeklik veya ihmal ise, neticede suçlamalara sebebiyet verecek büyük hatalardandır.” Hocaefendi tedbiri sadece bir savunma refleksi değil, bir stratejik öngörü olarak tanımlar.
Aynı çizgide Sun Tzu şöyle der: “Zafer, savaş başlamadan kazanılır” (Bölüm 3). İhtiyat, korkaklık değil; tedbirsiz kahramanlığın zıddıdır. Büyük hedefler için sessiz, plânlı bir basiret gerektirir. Hocaefendi’nin de vurguladığı gibi, akıllı insan, mazarratları ortaya çıkmadan bertaraf eder; çünkü ihtiyat, geleceği sezme sanatıdır. Sun Tzu bu ilkeyi askerî değil, varoluşsal bir biçimde formüle eder: “En üstün komutan, planlarını kimsenin anlamadığı kimsedir” (Bölüm 1). Yani görünmeden, gürültüsüz ama kararlı biçimde hizmet etmek.
Tedbir, sadece bireysel değil, kolektif bir sermayedir. Teşebbüsün büyüklüğüyle orantılıdır; küçük bir gevşeklik büyük hatalara yol açar. Fethullah Gülen, Fatih Sultan Mehmet’in fethini “plânlı tedbir”e bağlarken şunu ima eder: Başarı, tesadüf değil, hazırlığın meyvesidir.
Sun Tzu’nun şu uyarısı bu noktada çarpıcıdır: “Hazırlıksız zafer, felaketin ertelenmiş hâlidir” (Bölüm 2). Dolayısıyla ihtiyat, millî meselelerde sessiz ve kuytu cereyan etmeyi öğütler; kitle psikolojisiyle hareket etmek ise sakattır. Teşebbüsler Hakk’ın inayetine arz edilmiş davetiyedir; tedbir eksikliği, bu inayetin kesilme sebebidir. Günümüzün geniş imkânlarında bile bu düstur değişmez.
Bu tedbiri tamamlayan, Said Nursî’nin Risale-i Nur Külliyatı’ndaki “sırran tenevveret” düsturudur: Sabır ve gösterişsiz gayretle, hasede sebep olmadan, sebeplere riayet ederek hizmet etme. Bu ilke, gösteriş yerine hikmeti; görünürlük yerine tesiri; gürültü yerine istikameti seçer. Sun Tzu da bunu başka bir dille söyler: “Görünmez ol, ama her yerde mevcut ol” (Bölüm 6). “Ses çıkarmadan ilerlemek, düşmanın yüreğine korku salar.”
Bediüzzaman Said Nursî, Hizmet Rehberi’nde (İstanbul: Envar Neşriyat, 2006) bu düsturu şu şekilde tanımlar: “Sırran tenevverat” hareket etme (gürültü çıkarmadan, gıpta damarlarını tahrik etmeden, acelecilik ve hırs göstermeden, fıtrî süreçlere hürmet ederek ve aktif sabırla sebeplere riayet ederek gelişme).
Fethullah Gülen Hocaefendi, “Dirilişine Esasları” sohbetinde son süreçte yaşanılan olaylarla ilgili olarak der ki : “Zâlim olsun, fâsık olsun… acaba bunları idare etmek mümkün değil miydi? Demek ki bizim ferasetimiz, kıyasetimiz, fetanetimiz yetmedi…” Bu söz, sadece bir özeleştiri değil; küresel bir uyarıdır. Milliyetçilik dalgaları, farklı kültürlerde benzer zulümler doğurabilir. O hâlde, akıllı strateji, sert rüzgârda bile yelken yırtmadan yön bulmaktır. Sun Tzu bu dengeyi şöyle özetler: “En güçlü ordu, su gibidir; engel bulduğunda şekil değiştirir, ama akışını kaybetmez” (Bölüm 6).
Hocaefendinin ihtiyat ve tedbirle ilişkili olarak kullandığı ve aynı zamanda çok büyük bir stratejik derinliği ifade eden iki kavram daha vardır: “dünyayı doğru okumak” ve “güzergah emniyetini sağlamak.” Bu iki kavram Sun Tzu eserinde “araziyi tanıyan komutan, zaferin yarısını kazanmıştır” şeklinde kendini gösterir (Bölüm 10). Yüzeyde bu, askerî bir öğüt gibi görünür: Dağları, vadileri, geçitleri bilmek… Ama bu söz, sadece topografyanın değil, şartların, insanın ve zamanın ruhunun da okunması gerektiğini anlatır.
Bugün için “arazi”, artık coğrafya değil, konjonktürdür. Modern dünyanın değişken politik, sosyal, kültürel ve ekonomik ortamında var olabilmek, tıpkı bir komutanın arazisini tanıması gibi, yaşadığı çağın ve ülkelerin yerel şartlarını tanımayı gerektirir. Her ülkede iktidarı yönlendiren, ekonomiye hakim olan, toplumsal algıyı yöneten ama kendileri görünmeyen ülkenin asli unsuru gibi olan mutlaka birileri vardır. İşte bu unsurların etkilerini bilmek ve ona göre stratejiler geliştirmek şarttır.
İşte Sun Tzu’nun “araziyi bilmeyen komutan kaybeder” öğüdü, günümüz insanı için bunları ifade eder.
21. yüzyılın başında küreselleşmenin cazibesiyle açılan dünyalar, son on yılda içe kapanmaya başladı. Ekonomik belirsizlikler, göç hareketleri, kültürel gerilimler hepsi milliyetçilik ve ırkçılığın yeniden yükselişine neden oldu.
İşte bu ortamda, Hizmet Hareketi gibi sivil girişimler, dünyanın dört bir yanında “sulh adacıkları” oluşturarak sevgi, diyalog ve insanî dayanışmayı yaşatmaya çalışıyor. Ancak bu zorlu atmosfer, onlardan sadece iyi niyet, ihlas ve samimiyet gibi duygular değil, yüksek bir feraset de talep ediyor. Çünkü artık arazi, düz bir ova değil — her yanı engellerle, şüphelerle, önyargılarla dolu bir zemin.
“Araziyi bilmeyen, düşmanını da bilemez; kendini bilmeyen, ikisini de kaybeder” (Bölüm 1). İhtiyat, tam da bu dengeyi sağlar: Kendini bilmek + çevreyi tanımak.
Haset tsunamileri, diaspora fırtınaları, ilahi inayetin kesilmesi… Hepsi tedbir ihmalinin farklı yüzleridir. Ama “sırran tenevverat”la yoğrulmuş bir ihtiyat, bu dalgaları fırsata çevirebilir. Sun Tzu’nun dediği gibi: “Fırtınayı kontrol edemezsin; ama yelkenini hazırlayabilirsin” Bu, Fethullah Gülen’in “teşebbüsler inayete davetiyedir” sözüyle birleştiğinde, hikmet ve strateji aynı potada erir. Zira hikmet, savaşsız zaferdir — görünmeden kazanmak, yıkmadan inşa etmektir.
Kaynaklar
Gülen, F. Ölçü veya Yoldaki Işıklar: İhtiyat. fgulen.com, 1982.
Nursi, B.S. Risale-i Nur Külliyatı: Lahikalar & Hizmet Rehberi. Envar Neşriyat, 2006.
Gülen, F. Dirilişine Esasları (Sohbet alıntısı).
Sun Tzu. Savaş Sanatı. Lionel Giles Çev., Bölümler 1, 3, 6, 7, 10. Project Gutenberg, 1910.
BM UNHCR. “Göç Raporu”, 2025.

